29 Ocak 2010 Cuma

Ömer Uluç

Türk sanatının önemli isimlerinden biri olan 79 yaşındaki sanatçı Ömer Uluç, yaklaşık 2 yıldır akciğer kanseri tedavisi görmekteydi. Kalp yetmezliği ve nefes darlığı şikayetiyle 5 gün önce İstanbul Cerrahi Hastanesi'nde tedavi altına alınan sanatçı vefat etti. 30 Ocak Cumartesi günü Teşvikiye Camisi'nde öğleyin kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek. Bu haberi bugün Facebook'ta bir arkadaşım profilinde gördüm. Kendine has tarzıyla Türk sanatı için önemli isimlerden biriydi. Kendisine Allah' tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum.
Ömer Uluç Kimdir?

1953 yılında Robert Koleji bitirdikten sonra 1953-1957 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nde önce mühendislik sonra resim eğitimi gördü. 1953 yılında Nuri İyem’in öncülüğünde kurulan "Tavan arası Ressamları" olarak adlandırılan grupta yer aldı 1965’te bir yıl süreyle Londra ve Paris'te, 1972-1973'de ABD ve Meksika'da, 1973-1977 arası Nijerya'da bulundu. 1983'ten beri Paris'te yaşayan sanatçı yılın önemli bir bölümünü İstanbul'da geçirmektedir. Başta Paris, Berlin ve İstanbul olmak üzere çok sayıda yurtdışı ve yurtiçinde sergi açtı. Bir çok biennale katıldı. Kendini sadece tuval resmi ile sınırlandırmayan sanatçı değişik malzemeler kullanmak suretiyle bir çok sanat yapıtı üreterek Türk sanatına farklı katkıda bulundu.
2005 yılında Baki’den alıntı ile “Heves Kuşu Durmaz Döner” adını verdiği ve kendi konuşma kayıtlarından seçtiği “Fragmanlar”la başlayan ve sayfalarını bir sergi mekanı olarak düşünerek tasarladığı kitabı, yeni bir yapıtı, yeni bir sergisi niteliğinde Yapı Kredi yayınlarından çıktı. İlk kişisel sergisini 1955 yılında Boston'da açan sanatçı,
Bu yapıtın bir pasajında:
1958’de, 27 yaşlarındayım. Nuri İyem, Ferruh Başağa, sevgili İlhan Koman ile Şadi Çalık ve ben Amerikan konsolosluğunda büyük, bir süre hatırlanacak bir sergi açıyoruz. Hepsi soyut sanat. Onların hepsi dostum ve hepsi benden en az 15-20 yaş büyük insanlar. Orada tek başıma ve garip bir şekilde bir ikinci kez küçük bir üne kavuşuyorum İstanbul’da, o çevrede. Fakat en ilginç işi kimin yaptığını söyleyeyim, Şadi Çalık, tek bir çubuğu bir kaidenin üzerine koyuyor ve bunun adını “minimumizm” koyuyor, yani o böyle izah ediyor. Minimum enerji, minimum form, minimum anlam vb. İstanbul bir zamanların Moskova’sı, Münih’i gibi avangard bir küçük merkez mi oluyor. Diyor. Böylece yumak, yumak soyut ve zaman , zaman tual dışına çıkılan çalışmalarının da işaretini vermiş oluyor. Son günlerini Paris ve İstanbul’da geçiren ve Son sergisine de “Parçalanmanın Kimyası” adını koyarak, karakalem otoportresinin yanına Lucretius’un: “Ölümün olduğu yerde ben yokum/Benim olduğum yerde ölüm yok” diye not düşen Ömer Uluç İki yıl boyunca mücadele ettiği “Akciğer Kanseri”ne yenik düşüp; ardında yüzlerce sanat eseri bırakarak İstanbul’da 79 yaşında 28 Ocak 2010'da hayata veda etti. ( Alıntıdır )


Bookmark and Share

1 yorum:

ŞANSLI dedi ki...

Paylaşımın için teşekkür ederim arkadaşım.
Allah rahmet etsin.Ardında bıraktıklarınada sabır versin.
Sevgiler...

Yorum Gönder

Yorumlama biçimi bölümde yer alan seçeneklerden birine sahip değilseniz,ilk kez bir bloga yorum yazacaksanız;
Ad/URL seçip, adınızı ve facebook, twitter, blog ya da site adresini url kısmına yazıp, yorumunuzu gönderebilirsiniz. Ya da anonimi seçip,isim belirtmeden de düşüncenizi belirtebilirsiniz.
Şimdiden YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM!

Related Posts with Thumbnails