26 Ağustos 2010 Perşembe

'Ankara' dayım...

Zümrütcüğüm ile vize için dün Ankara'ya geldik. 12 saat süren bir yolculuk Aşti'de sona erdi. Metroyla Kızılay'a vardık. Sabah sabah elimizde valizler kalacağımız yeri aradık durduk. Niyahet bulduk, elimizdekileri hemen bırakıp vize için koşuşturmaya başladık. İstanbul Polonya Konsolosluğu bayağı kalabalıkmış, her ihtimale karşı bizde erkenden Ankara'daki konsolosluğa varmaya çalıştık.Tabi bunun için Ankara' yı bilenlerden yardımlar ve sora sora Bağdat' ta bulunur misali Gazi Osman Paşa otobüsüne binmek için Bakanlık durağına geldik. Abowww bir kuyruk, upuzun...Ne yapalım bekleyeceğiz.Nihayetinde otobüsee binip, yolcuların yardımlarıyla Kavaklıdere inip, Atatürk Bulvarı' nın ordaki konsolosluğu bulduk. Çok kalabalık değildi, geç gelmemize rağmen 7. ve 8. sıradaydık. Belgeleri tekrar kontrol edip, beklemeye başladık. Herşey güzel gidiyor, böyle devam eder inşallah diye düşünüyoruz.Sıra gelince içeri girip, vize formunu doldurmak için tekrar dışarı çıktım. Doldurup içeri girdiğimde belgelerdeki tarihlerde sorun olduğunu ve davet mmektubunun bir yıllık vize için yeterli  olmadığını ve 6 aylık bir vize alabileceğimizi söyledi.Kafamdan kaynar sular dökülde o an. Biz 10 ay Polonya' da kalmak isterken, danışmanın yanlış yönlendirmesiyle hazırladığımız belge sonucu 1 yıllık varken 6 aylık vize mi alacaktık? Ya tekrar Trabzon' a dönüp işlemleri baştan yapıp tekrar davet mektubu isteyecektim ya da 6 aylık vize alacaktım. Ne yapacağımı bilemedim o an ve dışarıda soluğu aldım. Zümrüt beni bekliyordu ve durumdan habersizdi. Hadi Zümrüt gidiyoruz dedim, tabi durumu izah edince Zümrüt kötü oldu ve o an birşeyleri hızlı düşünüp karar vermem gerektiğini düşündüm Çünkü tekrar işlemleri yapmak ve Ankara' ya gelmek çok kolay sayılmaz. Hele ki eylül sonunda orda olmamız gerekirken tekrar davet mektubu beklemek 2 hafta ve vizeye gelmek, almak.Ooo...  Geri döndük, sıra Zümrüt'teydi. Birazda onun durumunu bildiğimden soracaklarını ve yapmamız gerekenleri dedim. Duruma göre beni çağırmasını istedim. Niyahetinde 6 aylık vizeyi alıp, sonrasını Polonya' da uzatmaya karar verdik. Çünkü bu işlemleri tekrar yapmak,gel git ve masrafları düşününce böyle olması daha iyiydi. Öyle de böyle de ikinci kez uğraşacaktık. Ama hala da kızıyorum herşeyi tek seferde halletmek varken neden  ikinci kez uğraşacağız. Okuldaki danışmanın söylediği durumu yaptık ve sonra durumun değişmesi işleri uzattı. Anladım ki fazla sapmayacaksın, herşeye rağmen düşündüğünü yapacaksın.Neden herşey denilene göre gidecek ki! Bunlar olurken tek istediğim Ankara'dan hemen gitmek, evet ' Ankara'dan gitmek istiyorum....' 5 Yıl önce gene bir ramazan ayında Ankara' ya gelmiş, herşey güzeldi. Şimdi hemen gitmek istiyordum. Ailem, yakın çevremdekilerle konuşmak rahatlattı beni. Daha sonra Kırıkkale'den YL arkadaşımız Özer geldi. 'Ziyaret için teşekkürler arkadaşım' . Onunla geçirdiğimiz güzel zamandan sonra yolculuğunda yorgunluğunu biraz attıktan sonra Kızılay'da soluğu aldık. Ankara'da iç mimar arkadaşımızın güzel bir yemek davetinden sonra iftarı güzel bir mekanda yaptık.(Yemek için çok çok teşekkürler mimar bey :] ) .Daha sonra dolaşmaya devam ettik.Arkadaşlarla olmak daha da rahatlattı, iyi ki varlar... Kızılay, sıhhıye , ara sokaklar ve seyyar satıcılar... Misafirhane kapanmadan soluğu odamızda aldık... Kafamız daha rahat... Umarım daha sorun çıkmadan yolumuza devam ederiz.
Bookmark and Share

7 yorum:

A-H dedi ki...

Kotu olmus :( ne zaman bitecek yurdum insaninin su vize cilesi bilmem :(
Bu arada bir yardimi olurmu bilmem, taniyormusun onu da bilmem, kendisi bunu yazdim diye bana kufredermi hic mi hic bilemem (etmez etmez cicidir o) ama Sittirella su anda Polonyada yasiyor, hani olur da ihtiyaciniz olursa diye... orda bir turk var uzakta :)

Berra'nın Çöplüğü dedi ki...

çok sinir bozucu cidden yaa .. olsun en azından 6 ayylık almışsın cnm.. hadi hayırlısı bakalım.. birri sonunda işlemler dimi.. istanbula gelebilcen mi acaba:)) bu arada ankaradan oldum olası nefret ettim ya çok itici bi şehir orda yaşamak istemezdim.. büyük konuşmıyım yinede tabi :) benimde pasaport almam lazım ama senin maceralardan sonra zor gelmeye başladı :)

Dijital Günlük dedi ki...

Sittirella'yı duymuştum fakat Polonya'da filan yaşadığını bilmiyordum. İletişim geçmek isterim kendisiyle :) POlonya'yı bilen her insan ve her bilgi değerli oluyor bu zamanlarda :) Teşekkür ederim:)
Berracığım, sen benim işlere bakma ama öğrenci olduğumuz için aslında normal insanlardan daha kolay olabiliyor bizim işler ve daha az masraflar(tabi bir öğrenci için bu masraflar pahalı olabiliyor gene de, duruma göre değişiyor). Her uğraşın onu unutturacak güzel sonucu oluyor :)Hayırlısı... İstanbul'da yaşadığın için orası sana farklı gelebilir ve gözün her zaman denizi arar :) Ben ilk günkü psikolojimi dün attım, Ankara'nın tadını çıkartmaya çalıştım, şimdi otobüsteyim, memlekete dönüyorum :)

Hayalin Derinlikleri dedi ki...

Ankara...Benzemez resimler de ki hâline. Çok daha "resmi"dir.İçindekiler sirayet etmiş Ankara'ya.Her dâim memur bir telaşeye sahiptir Ankara... Sevdiğini söylese sana, imzalı belgesiyle verir. Önlü arkalı bir fotokopiyide saklar ne oluur ne olmaz diye... Tedbirlidir Ankara, atmaz kendini riske. Eğer doğup büyümeseydim içinde, bilmiyorum severmiydim yine kendini... Yinede çocukluğumun şehri.
Sen yok musun Ankara seen...Sen varsın...

Muhabbetle efendim...

Dijital Günlük dedi ki...

Çok güzel anlatmışsınız efendim :) Ellerinize sağlık!
Ankara' ya ilk kez resmi bir işlem için geldim, daha önce geldiğimde de tarihi yerlerini, müzelerini, sanat mekanlarını gezmiştim. Sevmiştim ama tümüyle orda yaşamak nasıl olur bilinmez... Deniz kenarında bir şehirde yaşayan biri olarak, gözüm uzaklarda hep bir deniz arar :)

Hayalin Derinlikleri dedi ki...

Sizinde yüreğinize sağlık...Takdir etmişsiniz çünkü :)
Benimde deniz tadı vardır damağımda İzmirden kalma ve hoş bir tattır o. "Güneşi gören"ler neysede, denizi görenler denizsiz bir mekanda kalmayı ızdırap gibi görüyorlar. :) Haklılar, ne diyim. Galiba Trabzonlusunuz.Çok az bulunmuştum küçükken.Efsaneleriyle tanıyorum Trabzon'u. McDonalds bile bordo maviymiş falan. :)

Şehirlerden girdik, favori şehrimi söyleyim bâri. İstanbulu severim, e tabi oda beni... :)

Dijital Günlük dedi ki...

Evet, Trabzon :) Trabzon için önemli renklerdir bordo mavi :)Mc Donalds bordo mavi değil ama o kadar çok bordo mavi binalar vardır ki, sadece binada değil çok şeye islemiştir o renkler:)Trabzonspor sevdası :)
Ya evet dediğiniz gibi denizsiz yaşamak tuhaf oluyor, her baktığında insanın gözü denizi arıyor uzaklarda, denizi görünce rahatlıyor insan :) Allah denizsiz bırakmasın.
İstanbul' u sevmeyen mi var, efsane şehir :)

Yorum Gönder

Yorumlama biçimi bölümde yer alan seçeneklerden birine sahip değilseniz,ilk kez bir bloga yorum yazacaksanız;
Ad/URL seçip, adınızı ve facebook, twitter, blog ya da site adresini url kısmına yazıp, yorumunuzu gönderebilirsiniz. Ya da anonimi seçip,isim belirtmeden de düşüncenizi belirtebilirsiniz.
Şimdiden YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM!

Related Posts with Thumbnails