Erasmus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erasmus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2010 Perşembe

Łańcut

Üniversitenin erasmus öğrencileri için düzenlediği diğer bir gezi de Łańcut' a idi (okunuşu; vansut). Her zamanki gibi şatoyu gezmek için ikiye ayrıldık; İspanyollar ve Türkler :) Bu sefer rotamız Ukrayna sınırına doğruydu :) Şatonun tarihi orta çağa kadar dayanmakta ve tek bir aileye ait. Şato  Stanisław Lubomirski  için yapılmış. Kendisi bir dük.
Şatonun alanı gerçekten çok büyük. Şatonun içinde o kadar çok oda var ki, hatta Çin ve Türk odaları da bulunmakta...Bütün odaları gezemiyorsunuz. Belli bir alan ziyaretçilere açık, bazı odalar özel ve gizliymiş ... Kılavuzun deyimiyle 'secret' :) Herşey için ayrı bir oda var, hatta bir konferans salonu ve bir tiyatro bile var.

Krakow

Tuz madeninden sonra ikinci mekan Krakow :) Polonya' nın en eski şehirlerinden ve eski başkenti. Gerçekten çok güzel bir şehir. En çok sevindiğim nokta bulunduğum yere yakın olması ve sık sık gitme şansımın olması :) Krakow sokaklarında dolaşırken yeni şeyler görmek keşfetmek gerçekten çok güzeldi, tek kötü yanı hızlı bir gezi olmasıydı.
Fakat kılavuzumun anlatımı, sempatik tavırlarıyla daha güzel oldu desem yeridir :) Her zamanki gibi 2 gruba ayrıldık. Türkler, Romanya ve Macaristan' dan gelen erasmus öğrencileri bir grup, diğer grupta İspanyollardı  :) Otobüsten inip, ismini bilmediğim köprüden alttaki şatoya doğru yol aldık... Böylelikle Krakow gezimiş başlamış oldu.

3 Ekim 2010 Pazar

Pazar Kahvaltısı

Rzeszow'a geleli 1 hafta oldu. Hatta geçen pazar şu saatlerde Varşova havaalanındaydım. Bir hafta üzerine ilk kez bu pazar böyle kahvaltı yaptık ve ilk kez güneş gördük. Bugün hava güzel yani :) Dün bayağı bir alışveriş yapıp buzdolabımızı doldurduk. Dün somon aldık kızartalım diye ama kızartınca (buzulları da çözülünce) ortada somon kalmadı :) Yanına bir de makarna yaptık, sosta yapalım dedik ama salça diye aldığımız şeyden dilim dilim domatesler çıktı. Bir an acaba bunlardaki salça anlayışı böyle mi dedik :) Ama çoğu üründe ingilizce olmayınca lehçe olanları da nasıl aldığımız şüpheli ya :) Bol bol içecek alıyoruz, hatta ilk kez bazı meyvelerin suyunu içtik burda :) Dün akşam ki makarna ve somon sanırım uzun süre üzerine yediğimiz sağlam yemekti. Ben yedikten sonra sızdım :) Bu sabahta güzel bir kahvaltı yapalım dedik ( ilk kez) ve patetes kızarttık öncelikle. Sonra Türkiye'den getirdiğimiz kaşar (az az yiyoruz bitmesin diye) ve reçelimizi de koyduk soframıza. Dün markette siyah zeytin bulamadık ama yeşil zeytin aldık, tabi tadı bizim ordakilere pek benzemiyor. Domatesleri de dilimledik ve burdaki küçük ekmekleri de sofraya koyduk. En önemlisi güzel bir de çay yaptık, ohhh ohhh... Yetti bize bu kadar şey, daha ne olsun :) Ama birçok şeyi özlüyorum. Sıcak sıcak simitler ve poğacalar...
Burda herşeyi rahat yiyemiyoruz malum çoğu domuz yağı katkılı ve bazılarının içeriklerini bilemiyoruz. Özellikle markete gittiğimde gözüm çikolata ve cips reyonunda kalıyor :) Ya ben çikolata yemek istiyorum, cips istiyorum, pasta ve poğaca istiyorum.......... Katkısız ürünler istiyorummmmmm!!!!!!
Kahvaltdan sonra güzel bir temizlik yaptık. Yurtta oda temizliği kalanlara ait, temiz tutacaksınız odanızı diyorlar :) Bizde bugün sildik süpürdük, iyice temizledik. Üstteki fotoğraftaki yer kaldığım odanın yarısı,benim yatak ve çevresi :) Perde sistemi kötü ya, korniş olayı farklı bunlarda o yüzden perdeleri çekmiyoruz yoksa yerlerinden çıkıp aşağı gelecekler. Bizde mandallarla böyle tutturduk :) Birde kaloriferler yansa çok güzel olacak...
Bugün hava gerçekten çok güzel, gezme zamanı artık ! :)

2 Ekim 2010 Cumartesi

Rzeszow


Rzeszow' daki 6. günüm. Sanırım çevreye alışmaya başladım. Çok büyük bir şehir değil ya da kaybolacağımız bir yer. Düz bir alan üzerine kurulmuş Kardeniz'in eğimli yamaçlarına, dağlarına benzemeyen bir yer. Şehrin ortasından bir nehir geçiyor ve gece görüntüsü çok hoş. Henüz orayı keşfetme fırsatımız olmadı.



Mimarisi çok hoş, özellikle esk binalar size yabancı bir yerde yabancı bir kültür  içinde bulunduğunuzu daha çok hissettiriyor. Yurdumun yakınların da alışveriş merkezleri var. Özellikle alışveriş yaptığımız hipermarket Tesco :) Bize en uygun ve ucuz yer, 24 saatte açık. Çevresindeki alışveriş merkezleri mobilya, elektronik, teknolojik, kıyafet üzerine hatta Çin mallarının satıldığı bir alışveriş merkezi bile bulunmakta :)

Rzeszow' un ismini telafuz etmek zor oldu bizim için hatta, tren bileti alırken yanlış telafuzdan dolayı kimse anlamamıştı ve yazmak zorunda kalmıştık. Telafuzu şu şekilde; Jaşuw (Rzeszow) . Lehçe şu an bana göre gerçekten zor bir dil, ne de birşey anlayabiliyorum . Şu anlık sadece birkaç kelimesini öğrenebildik tabi telaffuzu çok farklı. Kolaylıkla söyleyeceğiniz kelime ' evet' dir ve lehçesi ' tak' dır. Okunuşu da o şekilde tak (evet ).

Hava çok soğuk şu an yani kendi memleketimdeki kış soğu var ama güz dönemi, kış dönemi nasıl olacak tahmin edemiyorum. Hatta 10 gün sonra kar yağar diyorlar. Sanırım ben burda hayat boyu giyebileceğim tüm kışlık kıyafetlerimi alacağım. Geldiğimden beri güneş görmedim ne de akşamları yıldızları :)


Burda hayat erken bitiyor. Saat 5 olduğunda dükkanlar kapanmaya başlıyor ve bu durumu pek sevmiyoruz biz :) O saatten sonra da çok fazla insan görmek mümkün olmuyor. Tabi bu soğukta kim gezmek ister ki :) Ya eve ya bara gidiyor insanlar. Perşembe, cuma, cumartesi parti zamanlarıymış.

İnsanları tipik zaten, renkli gözlü sarışın ya da kumral :) Her tür boylusu ve kilolusunu bulmak mümkün ama daha çok boylu poslu oluyorlar. Gözlemlediğim kadarıyla soğuğa dayanıklı insanlar, özellikle bayanlar. Onlara hayret ediyorum, şu soğukta mini mini etekler ve topuklu ayakkabılarla rahat gezebiliyor.

D.S. Filon adlı bir yurtta kalıyorum. Kaldığım yurt Türk yurtlarına benzemiyor, girişler çıkışlar rahat. Kimse sizi denetlemiyor. Odamızda buzdolabı, internet ve kıyafet, malzeme ve kitap dolapları bol. 4 kişi aynı aynı tuvalet ve banyoyu kullanıyoruz. Her zaman sıcak su var :) Ortak bir mutfağımız da var. Buraya geldiğimizde marketten ilk aldığımız şey tencere ve ketıl oldu. Tabi ketılımız bozuldu :) Tenceremizle ilk yaptığımız şey sabah sabah bir tarhana çorbası ve yapmak, sıcak sıcak içmek oldu.

 Buraya gelirken Zümrüt ve ben toplam 53 hazır çorba getirdik  ve bir sürü de çay :) Henüz aç kalmadık açıkcası, burda Türk dönercilerde bol. Buradaki insanların bir yemek kültürü yok açıkcası. Genelde hazır gıdalar tüketiyorlar. Bir tane meşhur yemekleri var, adı da 'Piegori' . Henüz ne gördüm ne de tattım :) Ekmekleri ya çok uzun ve ince ya da poğaca kadar :)


Paralarını Türk lirasına göre hesap etmek zor olmuyor. Örnek vereyim; 1200 ziloti=600 Tl . 1 zilotiden düşük paralar groszy olarak adlandırılıyor yani bizim kuruş :) Otobüs bol, öğrenci ve sivil için ayrı biletler var. Büfelerden alıyoruz biletleri (her durakta bir büfe var hemen hemen), otobüse girdiğimizde küçük bir makine var, ona sokup damgalatıyoruz :) Bu küçük makine şöforün yanında değil, otobüsün her kapısının yanında bulunuyor. İstediğiniz kapıdan girebilirsiniz ama bu sistem Türkiye' de suistimal edilebilir :)

Şimdilik  gözlemlerim bu şekilde. Alıştıktan sonra başka gezilerimizde başlaması muhtemelen :) Önce Polonya' yayı sonra kısmetse Avrupa' nın birkaç ülkesini görmek nasip olur.
Bookmark and Share

28 Eylül 2010 Salı

Polonya'dan "Merhaba"

26 Eylül, hüzünlü de olsa yeni bir başlangıça yelken açtık :) Aynı gün birçok deneyim yaşadım. İlk kez uçak ve trenle seyahat ettim. Sabah 7 de Trabzon'dan İstanbul'a ordan da Varşova'ya uçakla geldim. Bulutların üstünden bakmak harika :) Uçakta birkaç erasmus öğrencisi daha vardı. Biz 3 kız yola çıktık, Varşova'ya vardık. Ama düşündüğümüz uçaktan inince ne olacağıydı. Bir grup Türk öğrenciyle tren istasyonun yolunu tuttuk. Daha sonra trene bindik ki tren bir kalabalık, çoğu kişi koridorda oturuyor o denli tıkış tıkış :) Tabi bizde elde bavullar 3-4 saat ayakta ya da koridorda oturarak tren yolculuğu yaptık. 6 saat sonra Rzeszow'a vardık. Tabi bu arada farklı deneyimlerde oldu ama keyfimizi hiç kaçırmadık, gıırgıra eğlenceye vurduk. Ama asıl düşündüğümüz trenden inince ne olacaktı? Saat akşam 10'da trenden indik ve süpriz, Agata diye Polonyalı arkadaşımız bizi karşılamaya gelmiş. Onunda yardımlarıyla yurda yerleştik. Sonraki gün kayıt için yurttaki görevlilerin yanına gittik fakat ingilizce bilmiyorlar ama bize yardım edecek bir kişi ayarladılar. Her ne kadar ismini tam telafuz edemesem  de Dariusz isimli arkadaş bize çok yardımcı oldu, diğer arkadaşımızı yurduna getirdi, süpermarket gitmemize ve çevreyi tanımamıza yardım etti. Genç kesim ingilizce biliyor burda açıkcası ve birçok kişi bilmiyor da denebilir. Havası soğuk. Tişörtle geldim buraya ama sonraki günü mont ve bot giydim :) Kaldığımız oda güzel, beklediğimizden iyi gidiyor şimdilik. İnsanlar iyi ve birbirlerine benziyorlar. Hemen hemen hepsi sarışın ve renkli gözlü. Behlül türü çok, kızları da güzel (merak edenlere). Yabancı olduğum belli oluyor, yani onların aksine ben koyu kahve saçlı ve kahve gözlü olunca :) Biraz uzak doğulu insanları da andırmıyor değilim. Trende bir Japon bayan bana bayağı baktı :) Buraya geldiğimden beri, Türkiye'de bile bu kadar ingilizce konuşmak için kendimi zorlamadım, hahaa... Bugün Romanyalı bir arkadaş daha bize katıldı ve şehir merkezine yol aldık. Başka bir Türk erasmus öğrencisini bulduk :) 4 Türk 1 Romanyalı Rzeszow sokaklarını arşınladık. Kebabçılar bulduk, sahipleri Türk :) Konuştuk, karnımızı doyurduk. Tabi, önce pub sonra kebab :) Romanyalı arkadaşa 2-3 saat tütün aradık, ararken de hızlı da olsa etrafı inceledik. Yeni bir telefon hattı aldım, çünkü Türk hattım buraya gelince lehçeye döndü ve arama yapamadım. 60sn de 5 tl gidiyordu ayrıca, yeni hat hem ailem hemde burdakiler için daha iyi oldu. Şimdilik güzel gidiyor, henüz okulum açılmadı. Umarım bundan sonrada güzel devam eder. Gezilecek çok yer var. Ben bu gidişle burda gezmek,eğlenmekten fırsat bulup iş ve ders yapar mıyım bilmiyorum :) Bugün kaldığım odanın penceresinden dışarı baktım ki bir fındık ağacı :) Sanki 61 Trabzon plakası görmüş gibi sevindim, hahaha....

27 Ağustos 2010 Cuma

Polonya Vizesi (Erasmus öğrencileri için)

Polonya Konsolosluğu, vize alınabilecek en rahat konsolosluklardan deniliyor tabi eğer eğitim için gidiyorsanız daha bir rahat. Alman ve Fransız Konsolosluğu pek rahat sayılmaz hatta tersleyebiliyorlar. Velhasıl bizim işimiz Polonya Konsolosluğu'ylaydı.İki gün önce başvurumu yaptım her ne kadar 1 yıllık vize alamasam da :) Vize için şu belgeler gerekli ( Bunları yazıyorum ki, erasmus programıyla yurtdışına gidecek öğrencilere faydalı olsun. Çünkü kendi durumumu çok iyi bildiğimden, her bilgi değerli oluyor bazen de kafa karıştırıcı) ;

-Gideceğiniz üniversiteden gelen davet mektubu / Invitation Letter
[ Bu kağıt olmadan vize almak zor zaten :) ]
-Pasaport ve pasaportunuzun 1,2,3,4 ve 60. sayfalarının fotokobisi 
- 30.000 EURO'luk sağlık ve seyahat sigortası
( Böyle dediğine bakmayın sadece o değerde teminatı karşılayacak bir sağlık  ve seyahat sigortası yaptıracaksınız. Bunu 3 aylık yaptırıp gittiğiniz ülkede yenileyebilirsiniz. Sadece seyahat sigortası da yaptırabilirsiniz. Yeterki vize için gerekli formaliteyi yerine getirin. Sigorta şirketlerini iyi araştırın, ucuz ve uygun sağlık ve seyahat sigortası yaptırmaya çalışın. Ben, Güneş Sigorta'dan 1 yıllık sağlık ve seyahat sigortasını 40 euroya yaptırdım.)
-2 adet 3,5x4,5 cm biyometrik fotoğraf 
( Yüzünüz iyice belli olsun. Zaten hem pasaport hemde vize için çekilen bu fotoğraflar iğrenç oluyor, güzel çıkmadım diye üzülmeyin)
- Burs belgesi 
( Bu belgeyi şöyle hazırlıyorsunuz; bu belgeler üniversitenizin ilgili bölümünün sitesinde de hazır olarak yer alır. Siz sadece ülke, tarih ve aylık size verilecek para miktarını yazıyorsunuz. Bu belge ingilizce olacak. Daha sonra ilgili rektör danışmanınıza bu belgeyi imzalatıyorsunuz. Bu belgesi olmayanların hesabında kalacağı her ay için 400 Polonya zilotisi olmak zorunda. Ama erasmus öğrencisi olduğunuzdan okuldan verilen bu belge yeterli oluyor.)
-İngilizce öğrenci belgesi
-Erasmus öğrencisi olduğunuzu belirten bir belge
-Vize başvuru formu 
( Konsolosluğa gittiğiniz de doldurmanız için verecekler ya da konsolosluk sitesinden indirip hazırlayabiliriniz)
- Nüfus Kayıt Örneği
( Bunu istemeyebilirler, ben her ihtimale karşı aldım. Aldım almasına da adamda vize için benden aldı.Demek gerekli olabiliyormuş. Ama vermeyenlerde var)
Bu belgelerinin her birinin fotokobisi de olacak. Aslı ve fotokobisini bir veriyorsunuz, daha sonra size asıl belgeleri teslim ediyorlar.

Polonya İstanbul ve Ankara konsolosluklarında randevu sistemi yok. Saat 10-12 arası vize başvuru saatleri. O saatlerde gidip başvuru yapabilirsiniz. Fakat kalabalık olabilir, bu durumda erken gitmenizde fayda var. Bir arkadaşımız İstanbul konsolosluğundan vize almak için gece gitti. Günlük 30 kişi başvuru yapabiliyor. Biz Ankara'daki konsolosluğa gittik kalabalık değildi, İstanbul' a göre çok az kişi vardı. Ayrıca Polonya Konsolosluğu Shengen Vizesi veriyor, daha önceden sadece 3 aylık veriyorlardı şimdi kaldığınız sürece shengene sahipsiniz. Shengen kapsamındaki ülkelere rahatlıkla gidebilirsiniz. Uzak yerlerden vize başvurusuna gelenler için bazı kolaylıklar sağlayabiliyorlar, vizenizi kargoyla adresinize gönderebiliyorlar ya da verilen bir belgeyle o ildeki bir tanıdığınız sizin yerinize vizenizi alabilir. 
Benim vizem hala gelmedi, kargoyla gönderecekler. Bekliyorum, biraz da diken üstünde sayılırım. Vize gelmeden rahatlayamayacağım :) Bir yerlerde hep bir sorun çıkabiliyor o yüzden güvenim az. Uçak biletini de aldım, elimde patlamasını istemiyorum. İnşallah bir aksilik yaşanmadan bu vize süresini tamamlayacağım. Hayırlısı.... 
Çok zırıltı bu resmi işlemler, memurlarla papaz olma noktasına gelince iyice bunaltıyor :)
Bookmark and Share

18 Haziran 2010 Cuma

Pasaporteee.....

Öncelikle bu yazıyı sonuna kadar okuyan arkadaşları şimdiden tebrik ve teşekkür ederim :)
         Erasmus'u kazandınız herşey çok güzel, bundan sonra sorun yaşamam diye düşünüyorsanız, işte bu noktada yanılıyorsunuz. Çünkü evrak ve resmi işlemler çok bunaltıyor, vazgeçirme derecesine getirebiliyor, vazgeçmeyin tabi! 
           Başvuru işlemlerinizi tamamladınız sıra pasaporta geldi.Siz biraz geç çıkartmayı düşünseniz de karşı taraf sizden hemen pasaport istiyor çünkü Avrupa Birliği üyesi olmadığınızdan T.C. kimliklerinizi geçerli saymayıp onun yerine sizden pasaportunuzun fotokobisini istiyorlar. Malum bizde bu durumda hemen pasaport işlemlerine başlayalım dedik. 
          Pasaportla ilgili araştırma yaptığınızda internette birkaç güne bu işi hallederim diye düşünüyorsunuz ve büyük hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Erasmus öğrencileri 2 yıl harçsız pasaport alıyorlar, bunun içinde okula harçsız pasaport dilekçesi ayrıca bu işlemleri talep etmek için öğrenci işlerine dilekçe ve burs belgesini hazırlıyorsunuz. Enstitü koordinatörüne imzalatıyorsunuz ve daha sonra öğrenci işlerine teslim ediyorsunuz ve onlar size bu konuyla ilgili bir evrak vermeleri gerekiyor ve bu bir günde olmuyor malesef, 2 gün bekliyorsunuz. Bu noktada herşey düşündüğünüz zamanlama da yürümüyor. Bir günde koordinatör imzası, 2 gün öğrenci işleri ve 3 gün böyle geçer.

6 Haziran 2010 Pazar

Erasmus koşuşturmaları

Bu haftam sabah akşam koşuşturmalarla geçti. Erasmus işlemlerinin beni bu kadar yoracağını ve uğraştıracağını düşünmedim. Karşı üniversiteye başvuru için evrakların hazırlanması, imzalar, ders seçimleri, yabancı dil belgesi bayağı uğraştırdı. Koşuşturmanın diğer sebebi azalan başvuru süresi. Açıkca gözden kaçırdığım son başvuru tarihi oldu. Yoksa daha erken bu işlemleri halletmeliydim. O yüzden Erasmus' u kazanıp gidecek öğrenciler işlerini ne kadar erken yaparsalar çok iyi olur. O kadar aksilikler çıkıyor ki. Kaç kere başvuru formunu doldurup çıktısını aldığımı hatırlamıyorum bile. Dün akşam masamın üstünü düzeltirken aldığımız çıktılara bakıyorum 100' e yakın sanırım. Aslında bölümüm ana kampüste olmaması ve dış ilişkiler ofisinin ana kampüste olması, iki yer arasında git gel işlemleri zamanı bayağı aldı. Aksilik ve hatalar oluyor ki, artık belgeyi hazırlarken bile şüpheci yaklaşıyorsunuz. Ya yanlışsa? Bu koşuşturmalar arasında aklınıza yemek yemek bile gelmiyor + vakitte olmuyor. Zaman az, rektör danışmanı bir hafta olamayacak ve imza lazım.... Resmi işleri bilirsiniz, çok hızlı ilerlemez ya da sizi bir yerlere yönlendirirler, imza atacak kişiyi bulamazsınız ya da :) Bölüm koordinatörümüz deneyimliydi ve bu konuda çok yardımcı oldu. Açıkcası başından savmayıp, yardımlarını eksik etmeyen çok tatlı bölüm kordinatörümüz Zuhal hocama çok teşekkür ederim. Polonya' ya varmadan ne yapacağımız konusunda da yardımlarını eksik etmeyeceği için çok minnettarım. [Ayrıca 'Zümrütcüğüm'e de    teşekkür ediyorum yanımda olduğu için :) ] Cuma günü evraklarımızı postaladık. İnşallah karşı taraftan bir aksilik çıkmadan güzel bir cevap gelir. Pasaport ve vize işlemleri de tümüyle tamamlanıdıktan sonra rahat edecem ama başka bir heyecan başlayacağı kesin :) Mümkün olduğunca, Erasmus programıyla gidenlerle iletişimde olmaya çalışıyorum. Deneyimli birileri şart, mutlaka!

Erasmus' u kazanan arkadaşlar, son başvuru tarihlerine dikkat edin. Gideceğiniz ülkedeki bölüm ve Erasmus koordinatörünüzle iletişim de olun. Ders seçimlerinize dikkat edin. Evrak düzenlerken ince ayrıntılara dikkat ayrıca ingilizceye de! İşlemlerinizi yaparken planınızı iyi yapın, zamanınıza dikkat edin. Dış ilişkiler ofisindeki koordinatörünüzle iletişimde olun, çekinmeyin sorun çünkü ordan başka bu konuda bilgili kişiler bulmak zordur.
Bookmark and Share

26 Mart 2010 Cuma

Yol göründü...

Bazen birşeylerden umudu kesmişken ansızın size süpriz yapar ve inanmakta zorluk çekersiniz. Umutlar bazen gelir sizi bulur. Bende erasmus konusunda böyle düşünüyordum. Güz dönemi sınavını kaçırmıştım ve bahar dönemi sınavını çok değerli Serkan Hocam hatırlatmıştı. Sınava başvuru zamanı ufak tefek aksilikler çıkmıştı, hatta bu konuda bahsetmiştim. Ben Erasmus sınavından sonra bütün ümitlerimi sonlandırmıştım. Ne okulun  uluslararası ilişkiler sitesine bakmak ne de kazananları merak etmek aklıma gelmemişti. Evet bitmişti benim için ama güz dönemine daha iyi hazırlanıp girecektim. Öğrencilik dönemi değerlendirilmesi gereken yurt dışı fırsatlardan biriydi. Ben gelecek güz dönemine bırakıp elimdeki işlere, sınavlara yoğunlaşmışken bir akşam Serkan Hocam msnden erasmus sonuçlarının açıklandığını bölüm sıralamasında ikinci olduğumu söylemişti. Listeye bakmamı söylemişti. Kendisi de kazanmadığımı biliyordu. Hatta erasmus konusunda fikirler vermişti, ben inş, olur, tamam, yaparım diyordum. Serkan Hocam bu cümleleri hatırlar :) Bakacaktım ama sonuçta kazanamamıştım. Uluslararası ilişkilerin sitesinden kazananlar listesini indirdim. Baktım, evet bizim bölümden çok az kişi katılmış, bende sıralamada 2.ydim ama neye yarardı, elenmiştim önceden ve excel dökümanın sadece sol tarafıyla ilgileniyordum, kazanan arkadaşım var mı yok mu diye bakıyorum, bir yandan da durumu arkadaşım Zümrüt' le konuşuyordum. Birden sağ kısıma bakmak geldi aklıma. Sola kaydırdım sayfayı, Aman Yarabbim!!! Asil yazıyordu, şaka gibi... (şaka mı lan!)

11 Şubat 2010 Perşembe

Polonya (Bir YL öğrencisinin anılarından....)

Tatilde insan bayağı bir gevşiyor, hele de uyuklamaya alışmışsanız. Okulum başladı ve bütün derslerim sabah ve nasıl kalkacağımı düşündüm. Daha ilk gün ilk derse geç kaldım ama diğer dersleri aksatmamalıyım diye düşünürken bu sabahta geç kaldım. (Benim için bir alkış istiyorum. Bu daha geç kalmalarımın başı olacak sanırım). Hoca derse başlamıştır büyük bir ihtimal, ben arabadan indiğim gibi son hızla sınıfa koşmaya başladım. Tabi sınıf 3. katta olunca, merdivenleri ikişerli üçerli atlarsınız. Son adımı attım ki sınıftan arkadaşlar dışarda. Hayırdır? Meğerse muafiyet sınavı varmış, öğleye kadar ders yok. Haydaa... Gitti canım uyku :) Herneyse... Öğleden sonra ders var, hocayla konuşup yapmayalım diye düşündük ama hoca yapacam dedi. Boşver dersi, eve gideyim dedim ama devamsızlık bayağı ilerde olunca, beklemeye karar verdim. Daha sonra bir grup arkadaşımla Dış İlişkiler Ofisi' nin yolunu tuttuk.
İşte Polonya hikayemiz başlıyor...
Related Posts with Thumbnails