Hayattan...Hayatımdan... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayattan...Hayatımdan... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2012 Cumartesi

Swatch'un bu saatlerine bayıldım :)

Bir süredir saat modellerini inceliyordum ve yaz için özellikle beyaz saatlere bakıyordum. Tabi mor, turuncu, yeşil, mavi gibi renkleri de es geçmemek lazım  ve karşıma Swatch'un bu saatleri çıktı. Rengarenk cıvıl cıvıl, bayıldım bunlara :) Renkleri çok iyi kullanmışlar bence. Özellikle ilk baktığımda sarı renk dikkatimi çekti zıttı olan mor renkle kullanılmasıyla :)




20 Mart 2012 Salı

Mahmur Prenses'e Teşekkür Ediyorum :)

Mahmur Prenses'e gönderdiği hediyeleri için çooooookkkkkkk teşekkür ederim. Özellikle yaptığı küpe ve bu sevimli penguene bayıldım :) Çok güzeller, ellerine ve gönlüne sağlık canım ! Çok mutlu oldum :)
Kütüphanem bir kitap daha kazanmış oldu, en kısa sürede okuyacağım inşallah :)
Ayrıca Eti Cin'e bayılırımmmmmmmmmm :D
Bu da Mahmur Prenses'in başlattığı 'SEVGİ PERDESİ PROJESİ' nin son görüntülerinden  :)

16 Mart 2012 Cuma

El Yazısıyla Kişilik Analizi

Hemen temiz bir çizgisiz kağıt alıp içinizden geldiği gibi bir paragraf yazıyorsunuz ve analizine başlıyoruz demek isterdim tabi benim uzmanlık alanım olmadığından diyemiyorum ama gene de siz bir şeyler yazın :)
Nerden çıktı bu şimdi?
Çok çookkk yakınımda biri bir gün yazıma bakıp hakkımda bir şey söyleyince bende şaşırmıştım[aslında böyle ilginç şeyleri severim :)]... Hobbalaaaa nerden çıktı şimdi bu, nasıl biliyorsun dedim. O da öğrencilerin sınav kağıtlarını okurken bunun farkına varmış. Ufak araştırmalar ve bilgilerle, eee birazda edebiyat katarak  analizi yapınca acaba yazı falı mı baktırıyoruz dedim :) Birde uyarı aldım Zeyzey bu kadar dik yazma, biraz sağa yatık yaz bu kadar mantıklı biri olma :) hahahha... Daha sonra onun tanımadığı yabancı bir arkadaşımın bana gönderdiği karttaki yazısını da analiz edince ve söylediklerinin doğruluğunu düşünce gülümsedim ve bilmiş bilmiş gözlerimi açıp bence sen bunu geliştirmelisin dedim :)
 Ve hemen aklıma o an  birkaç yıl önce kitapçıda rastladığım bir kitap geldi. Netten araştırdım kitabı buldum 'EL YAZISINDAKİ SIR' . Arkadaşıma hediye etmek için kitabı aldım.  Daha sonra acaba başka kaynaklar var mı diye araştırdım ama yabancı kaynaklar buldum. Türkçe'ye çevrilmiş yabancı kaynak olmasına rağmen basımları tükenmiş malesef. Kendi çapımda araştırmalarıma devam ettim. Sizde araştırdığınızda karşınıza şu kelime çıkacak "GRAFOLOJİ". Grafoloji birçok alanda kullanılabiliyor, suçluların tespiti, psikolojik durum, işe alınacak bir eleman, beraber çalışacağınız kişi, eşiniz, çocuğunuz, arkadaşınız hatta sağlık durumuna kadar çözümlemek mümkün... Türkiye'de bu konudan çok fazla araştırma yok. Grafolojiyi araştırdığınızda karşınıza çıkacak isimlerden biri  Zeynep Bornovalı. Kendisiyle yapılan bu röportajı okumanızı tavsiye ediyorum. Grafolojiyle neler yapılabildiğini şaşırtıcı bir şekilde ifade ediyor.

Melih ARAT'ın El Yazısındaki Sır kitabını arkadaşıma hediye etmeden önce okuyayım dedim. Okuduktan sonra keşke kitabı okumadan, yazıların etkisinde kalmadan bir beyaz kağıda birşeyler yazıp kendi yazımı kendim analiz etseydim dedim. Şu an yazsam bile yazının etkisinde olacağımdan yazmadım ve en başta size bir paragraf yazmanızı tavsiye etmemin nedeni de buydu :) 

Kitapta nasıl yazı analizi yapacağınızı anlayabileceğiniz bir dille anlatıyor. Yazının analizi yapılırken kağıtta sağda solda, üstte ve alatta bıraktığınız boşluklara, yazının eğim yönüne, kelime ve satır aralıklarına, yazı boyutuna, harflerin bağlantılarına, açılara, hıza, kalem baskısına kadar herşey inceleniyor. Ayrıca imza analizi de yapılıyor. Kitapta sanatçıların, devlet adamlarının, ünlülerin ve suçluların yazıları da analiz edilmiş. Benim dikkatimi çeken bir şey de Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükanıt'ın yazıları :) , yazılarında bile askeri disiplini düzeni görmek mümkün :)

Belki düşünüyorsunuzdur bir yazı bu kadar etkili midir? Belki sağla belki solla yazdım farketmeyecek mi? Farketmiyor, kitapta bu konuyla ilgili yapılan bir araştırmadan bahsediyor ve şöyle bir kanıya varılmış ;
"Berlin Üniversitesi'nde  William Preyer el yazısı, ağız yazısı, ters el yazısı, ayak yazısı, dirsek yazısı arasındaki benzerlikleri incelemiş ve hangi uzuv kullanılırsa kullanılsın, kişinin el yazısının temel özelliklerinin değişmediğini tespit etmiştir. Preyer'in çalışması 'el yazısı beyin yazısıdır' ifadesinin ortaya çıkmasına yol açmıştır." (Arat,2011,s.17)

Bu konuyla ilgili birkaç link ;

18 Aralık 2011 Pazar

Yeni Yıl Hediyesi : Dijital Karakalem Portre (Buyrun)

ÇİZİYORUMMMMMMMM....... :) KİMİ ?
Açıkcası yoğunluktan son dönemler blogları takip edemedim ama birçok blogcu yeni yıl için etkinlikler, çekilişler düzenlemişler. Çok güzel. Tabi ben hiçbirine katılamadım :) Bende ne yapabilirim diye düşündüm. Bir yandan okul bir yandan çizim işlerindeki yoğunluğu düşünerek ve yeteneklerim doğrultusunda ne tür hediye sunabilirim derken dijital bir portre çizimi hediye edebilirim diye düşündüm. Nasıl mı? Alttaki resimlerdeki gibi :)

Örnek Çizim (Bu çalışmayı Polonya'dayken yapmıştım, Game of Thrones dizisi karakterlerinden Lord Snow)
Siracel -2010
Peki nasıl olacak, nasıl başvuracağız diyorsanız ; Geleneksel blog yöntemini kullanarak, bu yazıya yorum yapıyorsunuz ve 26 Aralık bir çekiliş programıyla portresi çizilecek kişiyi seçiyoruz. Seçilen kişinin, çizdirmek istediği portre fotoğrafını bana e-maille göndermesi yeterlidir :)
25 ARALIK 2011 - 23:59'A KADAR YORUM YAZABİLİRSİNİZ :)
Hadi bakalım, yorumlarınızı bekliyorummmmmm!
Not: Adsız olarak yorum yapmamaya dikkat edin arkadaşlar. Blog sahibi olmayan, gmaili olmayan, ya da youmlama kısmında diğer seçeneklerden birine uymayan arkadaşlar yorum yaparken bir isim ya da nick belirtirseniz memnun olurum.

17 Aralık 2011 Cumartesi

Mimlemeceeeee :)

Sevgili blog arkadaşım Vizörden Dünya' nın sahibi Esotron bizi mimlemiş. Sanırım mimlenmeyeli bayağı olduydu :) Hatta mimlenmenin tarihi geçtiydi belki de yürürlükten kalkmak üzereydi bloglararası ama mimlemeceye devam :) Esotron'a çok teşekkür ederim, umarım dilekleri gerçekleşir, Polonya'da gider, selamımı da söyler :)
Zeynep sadede gel mim konusunu söyle diyorsanız yazıyorum şimdi;
İşte "Konumuz 2012'de gerçekleşmesini istediğimiz 12 dilek. İstediğimiz herşeyi yazıp söylüyoruz tüm evrene :) ve 12 kişiye gönderiyoruz "

10 Aralık 2011 Cumartesi

D&R'dan Alışverişinize Dikkat Edin!

D&R 'ın alışveriş sitesinden memnundum ta ki bana eksik kitap yollamaları ve sonra sorumsuz davranmalarına kadar. D&R'dan birkaç kez kitap sipariş ettim, fiyatlar ve kargoda uygundu.Kitaplarımda elime ulaşıyordu memnundum. Yaklaşık bir ay önce nitel veri analiziyle ilgili kitap siparişi verdik. Kargo geldi, ben okulda olduğumdan dolayı ailemden biri teslim aldı. Eve gelip paketi açınca 2 tane sipariş ettiğim kitabın bir tanesi çıktı ve içine 2 kitabın faturasını koymuşlar. Geç bir saat olduğundan arayamadım, müşteri hizmetlerine önce mail attım. Sonraki gün gelen cevap tatmin edici olmadığından, müşteri hizmetlerini aradım. Durumu izah ettim. Zeynep hanım araştıracağız, size bilgilendireceğiz vs. Sonraki gün de kargodan biri aradı beni durumla ilgili. Ben durumu onlara da izah ettim, dedim bakın kargo paketini ben geç açtım, herhangi bir tutanakta tutturamadım. Yani paket gelir gelmez açıp kargo elemanına nasıl tutanak tutturacağımdan bahsettim. Neyse bir süre daha bekledim. D&R'dan bana gelen mail şu ;

21 Kasım 2011 Pazartesi

30.Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı

Ani bir kararla yakın arkadaşım Emine'yle birlikte TÜYAP'ın yolunu tutmaya karar veriyoruz. İkimizde farklı şehirlerden otobüse binip [tabi benim otobüs seyahatım bayağı ilginçti, hele de yanımda yaşlı meraklı bir teyzeyle 18 saat süren bir yolculuk :)] İstanbul Esenler'de buluşup fuara yol alıyoruz. Fuara gitmemdeki en büyük etken tez çalışmamdı. Hem tez, hem kısa bir İstanbul turu hem de beraber çalıştığımız insanlarla görüşmek için güzel bir fırsattı.
İlk kez gittiğim kitap fuarında kitapların arasında kaybolmak, kitapları incelemek, yazarları görmek, yayıncılarla sohbet etmek güzeldi.

Özellikle Emine'nin daha çok çizim yaptığı ve benimde birkaç çizimim yer aldığı kitapların bulunduğu Çamlıca Çocuk Yayınları standının önünde soluğu alıyoruz. Tezimle ilgili sorularımdan sonra kitaplarla birlikle fotoğraf çekiliyoruz. Birçok yorgunlukla çizilen çalışmların elinize basılmış halinde gelmesi, hepsini bir arada görmek gibi güzel bir duygu olsa gerek, hele de o an tüm yorgunluklar ve uykusuzluklar unutuluyorsa :) Burdan çocuk kitabı çizerlerine selamlar gönderiyorum emekleri için :)
Çamlıca Yayınları standında en çok ilgimi çeken tabi ki rahmetli babannemin suluboya portresinin yaptığım çalışmamın daha önce çizim yaptığım İnsan ve Hayat dergisi kapağında görmek. Polonya'da bulunduğumdan basılı halini elime almak fırsat olmamıştı ama  sergilendiğini görmek güzel bir duygu :)
Fuarda tanıştığım renkli kişiliklerden biri Aytül Akal'dı :) Özellikle tırnaklarındaki gökkuşağı tonundaki ojeleri dikkat çekiciydi. Aytül Akal çocuk kitapları yazarı ve belkide çocuklarınızın kütüphanesinde kitapları bulunmakta.Aytül Hanım'ın Mavisel Yener hanımla birlikte hazırladıkları 2 şiir kitabı dikkat çekiciydi "Şiirimi Kedi Kaptı" ve "Kuş Uçtu Şiir Kaldı" :)

Mustafa Delioğlu'nun resimlediği kitapları ayrı bir kitap okuma zevki vereceğine eminim çocuklar için. Gençlik ve Çocuk Edebiyatı'yla ilgilenenler için 09-11 Mayıs 2012'de Eskişehir Osmangazi Üniversite'sinde 'ÇOCUK VE GENÇLİK EDEBİYATINDA AYTÜL AKAL SEMPOZYUMU' var. Aytül Akal'ın yanından ayrıldıktan Mavisel Yener'in yanına uğrayıp elimizdeki kitapları imzalattıktan sonra diğer yayınevlerini dolaşıp katalog alıyoruz.

Mavi Bulut yayınlarının standına yanaşıyoruz. Yabancı kökenli çocuk kitapları dikkatimizi çekiyor.İnceleniyoruz. Emine'yle ikimizin ortak noktası olan çocuk kitap illüstrasyonları nedeniyle kitapların öncelikle çizimlerini inceliyoruz.
Yayınevi görevlisi birkaç kitapla ilgili açıklama verdikten sonra kitap fiyatları ve basımı üzerine konuşuyoruz. Dikkatimizi çeken 3 kitaptan size bahsetmek isterim, özellikle çizimine bayıldığımız "Memo ve Ay", Fransızlara ait bir kitap. Resimlemesi dikkat çekici,çocukların ilgiyle okuyacağına eminim.Fiyatı telif hakklarından dolayı yüksek (17TL). Özellikle ben kitap fiyatları konusunda çok şikayetçiyim. Bu yüksek fiyatlarla insanlar daha ucuz ve kalitesiz kitaplara yöneliyorlar. Bir güzellik yapılamaz mı? :)
Mavi Bulut yayınlarında beğendiğimiz 2. kitap İtalya kökenli  "ANNE ben kimim?", ilgimizi çeken diğer kitap ise bu sefer Türk kökenli "Bir tanecik oğlum" :)
Tüm çocuk kitap yayınlarının mümkün olduğunca incelemeye çalıştım. Dikkatimi çeken kitapları almaya çalıştım. Bunlardan biri de Final Kültür Sanat Yayınları'ndan aldığım 4 serilik kitaptan biri olan "Büyümek Küçülmek". Final yayınlarınında diğer çocuk yayınları da çok hoş, özellikle çizimleri çok iyi olan çocuk kitapları da yer almaktadır. İnternet üzerinden yayın kataloğuna bakabilirsiniz.
Türkiye İş Bankası yayınlarını da inceleyip, çocuk kitaplarıma başka bir kitap ekliyorum 'Minik'

İncelediğim diğer bir yayınevi ise Doğan Egmont, Danimarka asıllı bir yayınevi. Doğan Egmont, aynı zamanda, Walt Disney "Kitap ve Dergilerini" ve Nickelodeon Türkiye'de temsil etme hakkına sahip tek lisanslı yayıncı. Yayınevi görevlisi bilgiler verip, yardımcı olmaya çalıştı. 
Son dönemlerde dini yayınlarındaki resimlemeler gerçekten dikkat çekici. İnsanlara bu konuda bilgi verilmesi açısından görselin kullanılması çok güzel. Piyasada bu konu da özellikle dikkat çeken Timaş Yayınları'ndan çıkan resimlemesi Osman Turhan'a ait, çocuklarınıza alacağınız edebiyat ödüllü bir kitap olan '365 Günde Sevgili Peygamberim'

Açıkcası fuarla birlikte bende sadece çizim kısmında yer aldığım çocuk kitaplarının basım ve diğer boyutlarını inceleme fırsatı buldum.
Şimdilik kısa izlenimlerim böyle. Fuardan aldığım birçok kataloğu tam anlamıyla inceleme fırsatı bulamadım henüz. Ama son dönemler çocuk kitap resimlemelerinin öneminin arttığına inanıyorum. Fuarda 1TL 'ye de çocuk kitapları vardı fakat başka güzellikteki kitaplar varken 1TL'lik kitabı insanlar sadece fiyatından dolayı alacaktır. Keşke güzel kitaplarında fiyatları birçok insan için uygun olsa da çocuklarına bu güzel kitaplarından alabilseler. Çocukluk dönemi en önemli dönemlerden biri ve bu dönemlerin güzel kitaplarla süslenmesi gerekir.
 Herkese sonsuz bir kitap sevgisi diliyorum :)
Bookmark and Share

3 Kasım 2011 Perşembe

Özlemişim :)

Herkese selamlarrrrrrrr!!!
BLOGUMU ÖZLEMİŞİMMMMM YAVV :)
Yurtdışına gidersin yurdunu özlersin, yurda dönersin yurtdışını özlersin. Özlemler hiç bitmiyor :) Velhasıl çok zamandır bloguma yazamadım, şöyle bir bakıvereyim dedim. Blog blog gezmeyi, okumayı, blog komşularıyla yorumlaşmayı ve kendi bloguma birşeyler yazmayı özlemişim [ee şimdi niye yazmıyorsun diye sorarsanız; 'başımda bir tez ve ÖSYM'nin sonu s ile biten birkaç sınavı işte'- Türkiye'de olmanın acı gerçekleri -sitemlere başladım gelir gelmez :) hahaha.. ]
Herkese işinde, evinde, okulunda, tezinde, sınavında, projesinde (sayacak çok şey var kısa kesiyorum) 'BAŞARILAR DİLERİM' :)

 Ayrıca tüm blogculara, blog komşularıma, okuyanlara saygılar, sevgiler ve selamlar....

26 Mayıs 2011 Perşembe

Renkler herkes içindir!

Görme engelli kardeşlerimize destek için hazırlanan bu videoyu paylaşarak onların hayatlarını kolaylaştıracak bir uygulama için destek olalım. Belki birçok görme engelli kardeşimiz kameralı bir telefona sahip değil ama belki ilerde de her birinin sahip olma imkanını düşünerek ve onlarında hayatlarını bir nebze olsun renklendirmek için destek olalım.
'Renkler herkes içindir' sitesinden videoyu facebook ya da twitter gibi sosyal ağlarda paylaşarak birçok kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Tek yapmanız paylaşmak ve destek olmak!

Bookmark and Share

31 Aralık 2010 Cuma

Herkese 'MUTLU YILLAR'

Geçen yıl yazığım yılbaşı iletime bakıyorum da 2010 yılına karamsar girmişim. Ama 2010 güzel bir yıl oldu benim için, birçok fırsatlar yakaladım hem eğitim hem de iş hayatımda :) Dilerim 2011 de daha da güzelliklerle devam eder....

Dilerim ki 2011 yılı ;
Dünyamız, ülkemiz ve bizler için yeni güzellikleri ve fırsatlarıyla gelir inşallah!!! Herkesin yeni yılını içtenlikle kutluyorum.
 'MUTLU YILLAR'

Netten bulduğum komik bir mesajla yazımı sonlandırıyorum;
'Yeni yılın kellere saç, hastasına ilaç,züğürde para,sıvacıya mala, işsize iş, dişsize diş, olmayana çocuk,üşeyene gocuk,colaya buz, yemeğe tuz,nazar değmişe hoca, evde kalmışa koca,dırdırcıya akıl, onu çekene sabır vermesini dilerim' :)
Seneye görüşürüz, iyi eğlenceler...

21 Ekim 2010 Perşembe

'Bok' un önemi :)

Başlığı görürce şaşırdınız belki ama videoyu izleyince daha çok şaşıracaksınız. Sonra dışkınıza olan bakış açınız değişir mi bilmem ??? Çizimlerle konu bayağı etkileyici olmuş :) Ben izleyince bayağı şaşırdım ama bayağı birşey de öğrendim, darısı izleyince sizin başınıza :) Iııyyyy başlığa bak, ben bu videoyu nasıl seyrederim, bu nasıl birşey, bir de üstüne üstelik nasıl paylaşmış bunu demeyin, video bitince bakış açınız değişecek :)
Haydi, bilgi patlaması......

3 Ekim 2010 Pazar

Pazar Kahvaltısı

Rzeszow'a geleli 1 hafta oldu. Hatta geçen pazar şu saatlerde Varşova havaalanındaydım. Bir hafta üzerine ilk kez bu pazar böyle kahvaltı yaptık ve ilk kez güneş gördük. Bugün hava güzel yani :) Dün bayağı bir alışveriş yapıp buzdolabımızı doldurduk. Dün somon aldık kızartalım diye ama kızartınca (buzulları da çözülünce) ortada somon kalmadı :) Yanına bir de makarna yaptık, sosta yapalım dedik ama salça diye aldığımız şeyden dilim dilim domatesler çıktı. Bir an acaba bunlardaki salça anlayışı böyle mi dedik :) Ama çoğu üründe ingilizce olmayınca lehçe olanları da nasıl aldığımız şüpheli ya :) Bol bol içecek alıyoruz, hatta ilk kez bazı meyvelerin suyunu içtik burda :) Dün akşam ki makarna ve somon sanırım uzun süre üzerine yediğimiz sağlam yemekti. Ben yedikten sonra sızdım :) Bu sabahta güzel bir kahvaltı yapalım dedik ( ilk kez) ve patetes kızarttık öncelikle. Sonra Türkiye'den getirdiğimiz kaşar (az az yiyoruz bitmesin diye) ve reçelimizi de koyduk soframıza. Dün markette siyah zeytin bulamadık ama yeşil zeytin aldık, tabi tadı bizim ordakilere pek benzemiyor. Domatesleri de dilimledik ve burdaki küçük ekmekleri de sofraya koyduk. En önemlisi güzel bir de çay yaptık, ohhh ohhh... Yetti bize bu kadar şey, daha ne olsun :) Ama birçok şeyi özlüyorum. Sıcak sıcak simitler ve poğacalar...
Burda herşeyi rahat yiyemiyoruz malum çoğu domuz yağı katkılı ve bazılarının içeriklerini bilemiyoruz. Özellikle markete gittiğimde gözüm çikolata ve cips reyonunda kalıyor :) Ya ben çikolata yemek istiyorum, cips istiyorum, pasta ve poğaca istiyorum.......... Katkısız ürünler istiyorummmmmm!!!!!!
Kahvaltdan sonra güzel bir temizlik yaptık. Yurtta oda temizliği kalanlara ait, temiz tutacaksınız odanızı diyorlar :) Bizde bugün sildik süpürdük, iyice temizledik. Üstteki fotoğraftaki yer kaldığım odanın yarısı,benim yatak ve çevresi :) Perde sistemi kötü ya, korniş olayı farklı bunlarda o yüzden perdeleri çekmiyoruz yoksa yerlerinden çıkıp aşağı gelecekler. Bizde mandallarla böyle tutturduk :) Birde kaloriferler yansa çok güzel olacak...
Bugün hava gerçekten çok güzel, gezme zamanı artık ! :)

23 Eylül 2010 Perşembe

Lisan-ı Hal/ Bayram Harçlığı

Bayram öncesi bayramla ilgili kısa bir animasyon film yapımında yer aldım. Daha öncede TRT Haber Lisan-ı Hal programından bahsetmiştim. Bir süre önce Lisan-ı Hal için çizim yapmak kısmet oldu. Tabi bunda en büyük katkı payı saygıdeğer insan Osman Turhan'a ait, onun destekleriyle birlikte bir başlangıç yaptık ve daha yeni de olsam birçok şey öğrendim kendisinden.Çok teşekkür ediyorum...

Umarım bir süre sonra animasyonlar hakkında daha çok paylaşım ve bilgi verme imkanı bulurum. Çünkü TRT Haber' de yayınlandığından belli sınırlamaları var, aynı şekilde yapılan animasyonlarında yayınlanmasında kendi kriterlerine dikkat ediyorlar, seçim işlemi de o şekilde oluyor [malesef] :)
Bookmark and Share

26 Ağustos 2010 Perşembe

'Ankara' dayım...

Zümrütcüğüm ile vize için dün Ankara'ya geldik. 12 saat süren bir yolculuk Aşti'de sona erdi. Metroyla Kızılay'a vardık. Sabah sabah elimizde valizler kalacağımız yeri aradık durduk. Niyahet bulduk, elimizdekileri hemen bırakıp vize için koşuşturmaya başladık. İstanbul Polonya Konsolosluğu bayağı kalabalıkmış, her ihtimale karşı bizde erkenden Ankara'daki konsolosluğa varmaya çalıştık.Tabi bunun için Ankara' yı bilenlerden yardımlar ve sora sora Bağdat' ta bulunur misali Gazi Osman Paşa otobüsüne binmek için Bakanlık durağına geldik. Abowww bir kuyruk, upuzun...Ne yapalım bekleyeceğiz.Nihayetinde otobüsee binip, yolcuların yardımlarıyla Kavaklıdere inip, Atatürk Bulvarı' nın ordaki konsolosluğu bulduk. Çok kalabalık değildi, geç gelmemize rağmen 7. ve 8. sıradaydık. Belgeleri tekrar kontrol edip, beklemeye başladık. Herşey güzel gidiyor, böyle devam eder inşallah diye düşünüyoruz.Sıra gelince içeri girip, vize formunu doldurmak için tekrar dışarı çıktım. Doldurup içeri girdiğimde belgelerdeki tarihlerde sorun olduğunu ve davet mmektubunun bir yıllık vize için yeterli  olmadığını ve 6 aylık bir vize alabileceğimizi söyledi.Kafamdan kaynar sular dökülde o an. Biz 10 ay Polonya' da kalmak isterken, danışmanın yanlış yönlendirmesiyle hazırladığımız belge sonucu 1 yıllık varken 6 aylık vize mi alacaktık? Ya tekrar Trabzon' a dönüp işlemleri baştan yapıp tekrar davet mektubu isteyecektim ya da 6 aylık vize alacaktım. Ne yapacağımı bilemedim o an ve dışarıda soluğu aldım. Zümrüt beni bekliyordu ve durumdan habersizdi. Hadi Zümrüt gidiyoruz dedim, tabi durumu izah edince Zümrüt kötü oldu ve o an birşeyleri hızlı düşünüp karar vermem gerektiğini düşündüm Çünkü tekrar işlemleri yapmak ve Ankara' ya gelmek çok kolay sayılmaz. Hele ki eylül sonunda orda olmamız gerekirken tekrar davet mektubu beklemek 2 hafta ve vizeye gelmek, almak.Ooo...  Geri döndük, sıra Zümrüt'teydi. Birazda onun durumunu bildiğimden soracaklarını ve yapmamız gerekenleri dedim. Duruma göre beni çağırmasını istedim. Niyahetinde 6 aylık vizeyi alıp, sonrasını Polonya' da uzatmaya karar verdik. Çünkü bu işlemleri tekrar yapmak,gel git ve masrafları düşününce böyle olması daha iyiydi. Öyle de böyle de ikinci kez uğraşacaktık. Ama hala da kızıyorum herşeyi tek seferde halletmek varken neden  ikinci kez uğraşacağız. Okuldaki danışmanın söylediği durumu yaptık ve sonra durumun değişmesi işleri uzattı. Anladım ki fazla sapmayacaksın, herşeye rağmen düşündüğünü yapacaksın.Neden herşey denilene göre gidecek ki! Bunlar olurken tek istediğim Ankara'dan hemen gitmek, evet ' Ankara'dan gitmek istiyorum....' 5 Yıl önce gene bir ramazan ayında Ankara' ya gelmiş, herşey güzeldi. Şimdi hemen gitmek istiyordum. Ailem, yakın çevremdekilerle konuşmak rahatlattı beni. Daha sonra Kırıkkale'den YL arkadaşımız Özer geldi. 'Ziyaret için teşekkürler arkadaşım' . Onunla geçirdiğimiz güzel zamandan sonra yolculuğunda yorgunluğunu biraz attıktan sonra Kızılay'da soluğu aldık. Ankara'da iç mimar arkadaşımızın güzel bir yemek davetinden sonra iftarı güzel bir mekanda yaptık.(Yemek için çok çok teşekkürler mimar bey :] ) .Daha sonra dolaşmaya devam ettik.Arkadaşlarla olmak daha da rahatlattı, iyi ki varlar... Kızılay, sıhhıye , ara sokaklar ve seyyar satıcılar... Misafirhane kapanmadan soluğu odamızda aldık... Kafamız daha rahat... Umarım daha sorun çıkmadan yolumuza devam ederiz.
Bookmark and Share

19 Ağustos 2010 Perşembe

Trabzonspor & Liverpool Maçı

Bugün Trabzonspor ve Liverpool maçı olacak. Güçlü bir takım olabilir, kaybetme ihtimalimiz de yüksek olabilir ama TS' ye güveniyoruz. Tam destek hep destek ( yensekte yenilsekte) . Başarılar TRABZONSPOR :)
Bordooooooooooooo Maviiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii
Aslında bakarsanız futbol ile aram yok ama takımımıza her zaman desteğimiz sonsuz :) 
Bookmark and Share

20 Temmuz 2010 Salı

Çok duygusuzum ağlayamıyorum...

Genelde insanlar sinemaya gittiğinde film duygusalsa mümkün mertebe gözler kızarır ya da ağlamaklı olur. Bizde  birkaç yıl önce 120 filmine gittik ben dahil 4 kız, film bitti bizim kızların gözleri kıpkırmızı ağlamışlar... Ağlanmayacak gibi değildi. Ama bir bende göz yaşı yok ne de gözde kızarma.

Ne kadar duygusuzsun Zeynep ya, hatta biri şöyle dedi;
" D_ _ _ _  gibisin" (hadi boşlukları doldurun)
- Annnaaa... Aşk olsun ya öyle miyim, ben ağlamam ya ne yapayım...
Malum ben zamanla yemişim birkaç kelime duygusuz, suratsız (Öyle demelerine bakmayın neşeli biriyimdir de işte duygusal anlarda gözden yaş gelmezse) .

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Bütün KPSS kitaplarını yakmalı!!!

Bir sınav daha geçti. Herkese geçmiş olsun diyorum, böyle dediğimde de evet bayağı geçti bize sınav cevabı geliyor ki bunu bende diyorum. Geçmiş oldu :) Cumartesi ilk oturum geçen yıla oranla bana  biraz kolay geldi, yani çok memur alınacağından bu ilk oturumu kolay yaptılar diye düşündük. Ama aynı şey malesef öğretmen adayları için geçerli değildi. Bu ilk oturum kolaysa ikinci oturum zor olacaktı ve öyle oldu da. Açıkcası ben bu yıl YL ve yurtdışı olayından dolayı KPSS' ye çalışamadım. Ama gene de girmeyi düşündüm. Belki de artık ÖSYM' nin sınavlarına girmek alışkanlık olduğundan mıdır bilinmez. Ya da hala da gelecekle ilgili bir güvence olmayışından...

7 Haziran 2010 Pazartesi

4 Haziran

4 Haziran, önemli bir gün değil arkadaşlar... O günü not almak istedim. Bazen neden blog yazdığımı düşünüyorum sanırım biraz geçmişi kaydetmek var bunun içinde biraz da bilgileri olayları depolamak. 4 Haziran evraklarımı postaladıktan sonra Trabzon  Zağnos Vadisi' nde bu yılki sınıf arkadaşlarımla toplandık. Yemek, tabu ve muhabbet... Güzel bir gündü ve görüşeceğimiz son gündü ( herkes memlekete dönüyor malum). Bu yıl ilk kez karma bir sınıftaydım. Lisans döneminde 47 kişilik sınıfta 40 aynı memlekettendik. Ama bu yıl Yabancı Diller Bölümü' nde sınıfım tümüyle karmaydı hem memleket hem de alan olarak. Kimya, biyoloji, inşaat ve harita mühendisliği, işletme, ekonomi, Türkçe, matematik, orman mühendisliği... kısaca karma bir YL sınıfıydı.İlk başlarda biraz garipsedim, diyalog yok gibiydi ama sonra olay değişti. Tüm sınıf (4-5 kişi hariç) bayağı kaynaştık, gırgır, şamata eğlence...Ama ders ihmali yoktu. Şöyle bir sınıf düşünün ( o düşüneceğiniz bizim sınıf olacak tabi) 80 gibi bir not aldığınızda bu sizin çalışmadığınızı gösterir  ama bizim sınıfta :) 70 alan üzülür. Çalışkan bir sınıf ama hayattan kopuk değil. Bende ilk kez böyle bir sınıftayım ama çok iyi arkadaşlıklar kurdum. Hepsi düşünceli ve belli bir olgunlukta insanlar. Aralarında çalışan, Meb' de ve üniversitede öğretmen olanlardı vardı fakat o sıralarda herkes öğrenci modundadır. Hepsini de iyi ki tanımışım diyorum. İkinci dönem ufak ufak toplantılarla dönemi güzel tamamlamaya çalıştık. Malum seneye herkes kendi bölümde yüksek lisansına devam edecek ( aksilik çıkmazsa). İyi bir sınıftı, hocalarımızda iyiydi. Burdan arkadaşlarıma başarılar diliyorum. İnşallah bir araya gelmek  ve her birini güzel mevkilerde görmek kısmet olur.

6 Haziran 2010 Pazar

Erasmus koşuşturmaları

Bu haftam sabah akşam koşuşturmalarla geçti. Erasmus işlemlerinin beni bu kadar yoracağını ve uğraştıracağını düşünmedim. Karşı üniversiteye başvuru için evrakların hazırlanması, imzalar, ders seçimleri, yabancı dil belgesi bayağı uğraştırdı. Koşuşturmanın diğer sebebi azalan başvuru süresi. Açıkca gözden kaçırdığım son başvuru tarihi oldu. Yoksa daha erken bu işlemleri halletmeliydim. O yüzden Erasmus' u kazanıp gidecek öğrenciler işlerini ne kadar erken yaparsalar çok iyi olur. O kadar aksilikler çıkıyor ki. Kaç kere başvuru formunu doldurup çıktısını aldığımı hatırlamıyorum bile. Dün akşam masamın üstünü düzeltirken aldığımız çıktılara bakıyorum 100' e yakın sanırım. Aslında bölümüm ana kampüste olmaması ve dış ilişkiler ofisinin ana kampüste olması, iki yer arasında git gel işlemleri zamanı bayağı aldı. Aksilik ve hatalar oluyor ki, artık belgeyi hazırlarken bile şüpheci yaklaşıyorsunuz. Ya yanlışsa? Bu koşuşturmalar arasında aklınıza yemek yemek bile gelmiyor + vakitte olmuyor. Zaman az, rektör danışmanı bir hafta olamayacak ve imza lazım.... Resmi işleri bilirsiniz, çok hızlı ilerlemez ya da sizi bir yerlere yönlendirirler, imza atacak kişiyi bulamazsınız ya da :) Bölüm koordinatörümüz deneyimliydi ve bu konuda çok yardımcı oldu. Açıkcası başından savmayıp, yardımlarını eksik etmeyen çok tatlı bölüm kordinatörümüz Zuhal hocama çok teşekkür ederim. Polonya' ya varmadan ne yapacağımız konusunda da yardımlarını eksik etmeyeceği için çok minnettarım. [Ayrıca 'Zümrütcüğüm'e de    teşekkür ediyorum yanımda olduğu için :) ] Cuma günü evraklarımızı postaladık. İnşallah karşı taraftan bir aksilik çıkmadan güzel bir cevap gelir. Pasaport ve vize işlemleri de tümüyle tamamlanıdıktan sonra rahat edecem ama başka bir heyecan başlayacağı kesin :) Mümkün olduğunca, Erasmus programıyla gidenlerle iletişimde olmaya çalışıyorum. Deneyimli birileri şart, mutlaka!

Erasmus' u kazanan arkadaşlar, son başvuru tarihlerine dikkat edin. Gideceğiniz ülkedeki bölüm ve Erasmus koordinatörünüzle iletişim de olun. Ders seçimlerinize dikkat edin. Evrak düzenlerken ince ayrıntılara dikkat ayrıca ingilizceye de! İşlemlerinizi yaparken planınızı iyi yapın, zamanınıza dikkat edin. Dış ilişkiler ofisindeki koordinatörünüzle iletişimde olun, çekinmeyin sorun çünkü ordan başka bu konuda bilgili kişiler bulmak zordur.
Bookmark and Share

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Bitmez bu şerefsizlikler!

Dur İsrail, öl öl! Ne kadar söylersek söyleyelim durmuyor bunlar, duymuyor şerefsizler! Saldırı için bahaneler üretmek onlar için çok basit olmuş ve bu yaptıkları insanlık dışı olayı ise sakinlikle karşılamamızı istermiş gibi havaları da beni deli ediyor. Bu nasıl bir yüzsüzlük!  Biz hep tepki gösteriyoruz, boykot ediyoruz, miting yapıyoruz ama hiçbiri onların umrunda olmuyor. Bunlara karşı ne yapılabilir?  Savaş mı istiyorlar? Ne gözü doymaz bir topluluk bunlar!!!   Tüm dünya tepki vermeli artık ! Aptal aptal şeylere, yalan ithamlara tepki veren bu dünya artık şu gerçekleri görsün, gözlerindeki perdeyi kaldırsın! ' Hayatlarını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum'

Ayrıca bugün içimizi dağlayan diğer  büyük bir acı ise  7 şehit haberi! 'BAŞIMIZ SAĞOLSUN'. Tüm şehit ailelerine büyük sabır diliyorum. Tüm bunlar karşısında tepkisiz kalınamaz, kalınmasın! Yeter bu kadar şerefsizlik, yeter! Ne bitmez tükenmez aşağılık bir hırstır bu! Herşey yalan olmuş...
Related Posts with Thumbnails