19 Ağustos 2010 Perşembe

Trabzonspor & Liverpool Maçı

Bugün Trabzonspor ve Liverpool maçı olacak. Güçlü bir takım olabilir, kaybetme ihtimalimiz de yüksek olabilir ama TS' ye güveniyoruz. Tam destek hep destek ( yensekte yenilsekte) . Başarılar TRABZONSPOR :)
Bordooooooooooooo Maviiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii
Aslında bakarsanız futbol ile aram yok ama takımımıza her zaman desteğimiz sonsuz :) 
Bookmark and Share

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Lisan-ı Hal

Lisan-ı Hal, gündemdeki konularla ilgili animasyon filmlerden oluşan bir program. Çizer Osman Turhan' ın kaleminden, espirilerinden oluşan kısa animasyonlar. Lisan-ı Hal programı TRT Haber kanalında hafta içi her gün 15:00 ve 20:00 haberlerinden sonra yayınlanmaktadır. Programın videolarını facebook grubundan takip edebilirsiniz. Öncelikle Osman Turhan ve bu animasyon filmlerin yapım aşamasında emeği geçenlerin ellerine sağlık :) İzleyin mutlaka, beğeneceksinizdir, tavsiye ederim :) Çizgi Ofisi


Bookmark and Share

İnsan ve Hayat 'ın 6.Sayısı ve Dergideki Çalışmalarım

İnsan ve Hayat dergisinin 6. sayısı çıktı!!! Umarım 12. 24. 48. sayılarını da görürüz. Devamlı çizim yaptığım dergilerden biridir İNSAN ve HAYAT. Bu ay "Hayatın Oyun Yüzü" ve "Depremi Yaşamak" adlı yazılarla ilgili çizimler yaptım . Oyunla ilgili çizimi her zamanki tarzımla yaptım fakat depremle ilgili yazıda bir değişiklik yapmak istedim ve yıkılmış binaların etkisi daha iyi verebileceğim bir teknik denemek istedim. Photoshopta siyah bir fon üzerine fırça olarakta  Dry Media Brush seçerek altta gördüğünüz çalışmayı oluşturdum. Bu tarz ilk kez denedim ve çizimi yaparken de ayrı bir zevk aldım. 4 sayfalık bir çalışma, fakat 4 sayfayı bütün çalıştım, sayfalara uygun kesim yapılarak üzerine yazıları eklendi. İnşallah dergiyi okurken görsel olarakta doyurucu bir çalışma olmuştur. İnsan ve Hayat dergisi hem basılı hem de e-dergi olarak yayınlanmaktadır. Emeği geçen herkesin ellerine sağlık! Güzel bir sayı daha başarıyla çıktı. Derginin 6. sayısını internet üzerinden okumak isterseniz   TIKLAYIIN! (Mutlaka inceleyin!)
Bookmark and Share

Hayırlı Ramazanlar

Evofis modunda çizim yapmaktan ramazanın geldiğini bile anlamadım. Hele bir süre yapayalnızdım, hayattan koptum. Tabi sağolsun arkadaşlar arıyorlar,gezelim tozalım canım yorma kendini diyorlar, bazen de soruyorlar "Zeynep hayatın nasıl, anlat?" ve bende şöyle diyorum " Çok hareketli bir hayatım var, her gün ayrı bir heyecan ve olay :)" , ya bilgisayar başından kalkıyor muyum ki atraksiyon yaşayacam bir hayatım olsun :) Zaten zamanı sayıyorum ve deli oluyor bu zaman neden bu kadar hızlı ilerliyor ya. Neyse ki sevgili ailem fındık işlerini tamamlayıp eve geri geldi, özlemişim. Hele annem eve gelince evin ayrı bir havası oldu. Velhasıl ben gene çiziyorum. Hayatımın en yoğun çizim dönemini yaşıyorum sanırım. Renkler çizgiler kusacam da oruçum bozulmasın :)  Hele THY' nin  bana dediği 650 Tl uçak bileti parasını duyunca, dedim "Zeynep,sen 24 saat mesai yap, hatta gitmişken oraya geri dönme". Bazen parmaklarımın ağırıyor bazen konuşmaya vakit bulamıyorum ama seviyorum bu  işi be! Geceleri de mesken edindim :)  Mesela dün gece sahura kadar çizdim. Ta ki davulcu geçti,  "Ramazan geldi"dedim.  HERKESE HAYIRLI RAMAZANLAR DİLİYORUM. Ramazanın apayrı bir havası var ya!!! İftar sofraları, ramazan pidesi ( uf uf kokusunu alıyor gibiyim), davulcusu ve kapıyı çalıp elinde kaymaklı satmaya çalışan çocuklar, muhabbetler... Ohhhh... mis misss :) İçimi de döktüm, gidip çizmeye devam edeyim :) haha...

 Not: Bugün KPSS açıklanacak, inşallah çalışanlar emeklerinin karşılığını alır ve atanır. Askere gidecek olan üniversiteden  5  (Ali,Özer,Yasin,Murat,Muhammed)  arkadaşıma da hayırlı teskereler diliyorum.
Bookmark and Share

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Bir Nev-i Alaturka

Çok zamandır biraz karman çorman diliyordum müzikleri, her telden yani :) Popüler kültür adına saçma saçma şarkılar çıkartıyorlar, insanları eğlendirdiği içinde tutuluyorlar ve hemen tüketiliyorlar. İşte Pop-art :) Velhasıl ben bu sıralar tüketimi zor olan müziklere yönelerek Nev' in yeni albümünü dinliyorum 'Bir Nev-i Alaturka'. Çok beğendim. Kendisinin de birkaç konserine gitmiştim, sesi güzel ve keyifli bir insan olarak konserleri eğlenceli geçer, tavsiye ederim. Bu albümünden sonra onu canlı canlı dinlemek isterdim açıkcası. Onun kendine has şarkıları nağmeli söyleyişi vardır, bu albümündeki şarkılara da yakışmış, hele 'Sevmekten Kim Usanır' parçasını söylerken aralarda bir aaaaahh diye nağme çekerek eşlik edesiniz gelir :) Bence en hareketli olan parçası 'Mazideki Aşk'. Albümde diğer sevdiğim parça ise 'Ben Küskünüm Feleğe'. Şarkıları çok hoş yorumlamış ve bu albümde kendine dış görünüş olarakta farklı bir tarz yaratmış. Yakışmış :).

Bookmark and Share

1 Ağustos 2010 Pazar

Giresun Kaçamağı

Bu sıralar çizim işleri yoğunlaştı, yığıldı, yetişmesi lazım. Tabi bir çalışmanın düşünme aşaması çizim aşamasından bazen daha zor oluyor. Size gönderilen makaleyi yazan kişiden siz daha çok düşünürsünüz, ( tabi benim kafa durdu bu sıralar,neyse...) nasıl çizeceğinizi yani bir yönetmensiniz ve bir çekim sahnesi ayarlamalısınız. İşte bu sıralar dergi işleri böyle, hatta yakında kapak sendromuna gireceğim :)  Daha önceden de Figenciğime verilmiş bir sözüm vardı. Ben ha bir gayret çizim işlerini tamamlayıp Giresun'a gitmeyi planladım ama tıpkı Amasya gezim gibi gideceğim saate kadar çizim yaptım ama malum bitmedi. Yeni bir tasarım daha şart ama bunları bir yana koydum. Ne de çizim yaptığım kişilere belirtmeden Zümrüt ile birlikte Giresun'a gittik. Velhasıl biz arabaya bindik, Espiye' ye geldiğimizde iki tane dede bindi arabaya ama halleri komediydi. Meğer içmişler, bir tanesi kafa duman ha sızdı sızacak, şahsen ben ilkten anlamadım ama Zümrüt ısrar edince durumu daha iyi anladım. Bir süre onların muhabbetini dinledik, sustular ama benim canım sıkıldı arabada ve Zümrüt' e dedim ki ' Keşke dedeler konuşsa da az gülsek', bunun üstüne ineceğimiz yere gelmişiz, dedeler konuşmaya başladı ama son dakika gölünü attılar gene, haha... 
 Bu şekilde arabadan indikten sonra bizi, canım arkadaşım Figen ve Neslihan'ın Çikolata Fabrikası blogunun sahibi Neslihan Hanım' da karşılamaya gelmiş (tıpkı blogundaki gibi, biraz kısa süre görüşmüş olsakta, Neslihan'a sevgiler...)
Giresun her ne kadar Trabzon' u andırsa da daha dik bir şehir...
Yemek ve muhabbet faslından sonra saat  gece11' de Giresun Kalesi' ne doğru yürüdük ve kaleden güzel kareler yakaladım. Hemde gece gece Giresun' u tümüyle görmek nasip oldu. 

Daha sonra ellerimizde sakızlı dondurmalarımızla evin yolunu tuttuk. Hoş sohbet ve  Türk kahvesi eşliğinde geceyi geçirdik. Hatta gece gece sanat sohbetinden de mahrum kalmadık, Figenciğim İstanbul' daki bienali anlattı biz dinledik. Yüksel Arslan' dan Botero'ya... 


Sonraki gün Zeytinlik' te soluğu aldık. Bir sürü tarihi ev ve dar sokaklar... Koruma altına alınmış bir bölge ve evler restore ediliyor. Eğer Giresun' a giderseniz mutlaka Zeytinlik' e gidin. Hatta o evlerden birinin sizin olmasını isteyebilirsiniz. 

Ben lisedeyken bir AGSL konseri için Giresun' a gitmiştim, o zaman bahçesinde fotoğraf çekildiğim eski evi gördüm. Çok değişmiş, yepyeni bir yapı olmuş restore edilince.Anılarım tazelendi :) Haha... 


Giresun bir garip geldi bana, nasıl bir rota çizmişse Figen, döndükçe hep aynı yere geldik :) Aynı yere gelince de soluğu Giresun Üniversitesi Rektörlüğü yanında Millet Bahçesi' nde aldık. Çayla birlikte ayrı bir sohbet :) 

Orayla da sınırlı kalmadık, sahile indik. Dalga sesleri ve rüzgar eşliğinde gene çaylarımızı yudumladık. Ne güzeldi ne güzel. Hele de çizim yorgunluğu üzerine çok güzel geldi. Hiç kalkmasanda otursam hep orda :) 

Her güzel şeyin bir sonu vardır tabi, o günü de lahmacun yiyerek tamamlayıp Trabzon' un yolunu tuttuk. Figen' in dediği gibi " Çörekler bitti, arkadaşlar gitti... "
Figenciğim herşey için çok teşekkür ederim, çöreklerinde ayrı güzeldi :) Ama otobüse binip, pencereden sana bakmak bir burukluk verdi. Hele de senin o halini görünce, tuhaf oldum. Kendimi Türkiye' den ayrılacağım zamandaki gibi hissettim bir an(daha gitmeden). İnşallah Giresun olmasada İstanbul' da görüşmek kısmet olur... Herşey için sağol canım benim :)

Yakında 'Gezelim Görelim' programını ben sunacakmışım gibi hissettim :) Çok gezdiğimi düşünmeyin, bilgisayar başında 7/24 çizim yapıyorum. Freelance çalışmanın mesai saati yok malesef :)
Bookmark and Share

24 Temmuz 2010 Cumartesi

Ayasofya Müzesi' nde bir gün...

Birkaç hafta önce sınavların üzerimizde bıraktığı yorgunluk, havaların bunaltıcı olması ve onun verdiği bir ağırlıkla evde çalışma masamda oturuyordum. Çizim yapasımda yok  ilham  da :) Şahsen Melek arasa da hadi Zeynep bugün şunu yapalım dese diye bekliyorum. Tak bir telefon, arayan Melek :) 
-Zeynep, bugün Ayasofya Müzesi' ne fotoğraf çekmeye gidelim mi? dedi 
Ve evet tabi ki, çok bunalmışım zaten evden dışarı çıkmaya bahane araken, beklediğim şey! Fotoğraf makinemi elime aldım ama tahminlerim şarjının dayanmayacağı kanaatindeydi. Zil çaldı ve gelen Melek' ti. Bizim kız tripotu bile almış. Ama nedense benim çok çekim yapasım yoktu açıkcası, elime bile birşey almak niyetinde değildim. Her neyse, Hacıkasım mevkisinden Ayasofya Müzesi' ne doğru yürümeye başladık. Yeni yapılan tanjant köprülerinden Yenimahalle ve ordan da Ayasofya mevkine yürüdük. 
Olur da birgün yolunuz Trabzon' a düşerse, tavsiyem Meydan Uzun Sokak' tan başlayın yürümeye ve Tabakhane' ye gelin, oradan da Tabakhane Köprüsü, Eski Valilik ve Ortahisar mevkini dolanın. Özellikle Ortahisar' da Kanuni Evi' ni gezebilir ve bir çok tarihi sokaklarda dolaşabilirsiniz.  Ayrıca Rus Konsolosluğu' nun da tarihi binasını görürsünüz ve oradan da Zağnos Köprüsü' nden Atapark' a gelirsiniz ve Trabzon Kalesi' ni de  görürsünüz. Sadece şehir içindeki yürüyüşle birçok tarihi yeri görebilirsiniz ve yolunuzu direk Ayasofya' ya çevirirsiniz. 
Ayasofya Müzesi' nin çevresi şu sıralar yapılandırılıyor, daha doğrusu bazı evleri yıkarak müzeyi daha ön plana çıkartmaya çalışıyorlar. Eğer batı sahil yolundan Trabzon' a giriş yapıyorsunuz, Ayasofya Müzesi' ni mutlaka görürsünüz. 

Yürüyerek kaç dakikamızı aldı müzeye gelmek bilmiyorum ama girmek için 3TL ödedik. 18 yaş ve altından ücret almıyorlar. Halbuki 18 yaşında gösteriyorum, 18 deyip beleşten girerdim müzeye :) Neyse... Fakat Polonya'ya gitmeden önce yapacağım birkaç müze ziyaretini düşünerek, müze kart çıkartmayı düşünüyorum.Size de tavsiye ederim.
 Müzeye girdik ve soluğu kuzey taraftaki bahçede aldık. Aslına bakarsanız müzeye ilk girişimiz değil, o yüzden müzeyi transit geçtik biraz. İki arkadaş vardı bahçede çizim yapan, biri bizim arkadaş Hakkı :)
Bir süre onlarla oturduk, sonra aldık makineleri müze içinde dolaşmaya başladık. Evdeyken düşündüğüm şey başıma geldi, birkaç çekimden sonra makinemin şarjı bitti :) Ama Melek' in makineyi bir süre sonra kamuya açtık, hem Melek hem ben hem de Hakkı fotoğraf çekimleri yaptı. Zaten bir süre sonra ben direk kendimi çektirme moduna girdim :) Müze içinde verdiğim garip pozlara turistler bile güldü velhasıl ben daha çok güldüm ya :) 


Ayasofya' ya Müzesi kare haç planlı bir kilise. İçine girdiğinizde ilk bakacağınız kubbesidir. Hala içinde freskler  bulunmaktadır. 

Bahçesinde Trabzon' da çıkarılan Osmanlı ve Postus Rum devletine ait kalıntılar, mezar taşları bulunmaktadır. 

Bizim dikkatimizi bir kız bir erkek çocuk kabartması çekti, duruşları da çok hoştu.

Kilise hakkında ayrıntılara girip sizi sıkmak niyetinde değilim. Buraya gelin kendiniz görün :) Kilise hakkında ayrıntılı bilgi için TIKLAYIN! 

Bir süre sonra arkadaşımız Ali  bize katıldı, onunla da birlikte kısa bir müze turu yaptık. Bir ara müze bahçesindeki elmalardan yedik. 
Ayasofya Müzesi' nde ilginç bir anım vardır. Lise son sınıftayken bir grup arkadaşımızla gelmiştik, kilisenin kuzey cephesinde fotoğraf çekilirken Doğan Cüceloğlu'na rastlamıştık. İlginç bir karşılaşmaydı, daha sonra kendisiyle tanıştık, fotoğraf çekildik. Aslına bakarsanız kendisini ismen biliyordum şeklen tanımıyordum :) İlkten de tanıyamadım, çevresindeki grup tanıştırdı. Sempatik bir insan. Ayasofya Müzesi' nde tanışmak böyle nasip oldu. Trabzon' a sanırım bir seminer için gelmişti kendisi :) ( Anılarımıda tazeledim böylelikle :) )
Müzenin batı cephesinde  bir rahip mezarı var ve demir parmaklıkla kapatılmış, içine bakınca birşey yok, bizim çocuklarda bakındı :) Alttaki resimde gördüğünüz gibi :)
 Daha sonra Ali iki kıza uyup yorgun argın bizimle Atapark'a yürüdü. Çocuk açlıktan ölecekti, hep birlikte Atapark'taki havuzun yanında dürümlerimizi dedik, karnımızı doyurduk. Ali' yle ayrıldık. Melek' le Ortahisar'a doğru yol alırken Rus Konsolosluğu'na geldik ki sağnak yağmur döküldü. Hemen otobüs durağına girdik. Ama yağmurun dineceği yoktu. Melek dedim sen bu sıralar keşke yağmur yağsa da ıslansak diyordun, bak dediğin çıktı. Yağmur biraz dinince eve yürümeye başlamışken sağnak tekrar başlasın. Aman yarabbim köprünün üstündeyiz ve sığınabileceğimiz bir yer yok :) O yağmur tanelerinin sırtıma vuruşlarını öyle hissediyordum ki. Bir ara melek kolumdan çıktı, meğer yağmurdan dolayı görme sorunu yaşadı, bana bağırdı ama duymadım. Neyse sonra bir araya geldik, telefon kulübesine girdik ama bir yandan da gülüyoruz. Eve vardığımda tamamen ıslaktım ya :) Yaz ortasında bu sıcakta sırılsıklamdık.İşte Karadeniz havası bu, ne olacağı belli olmaz. Güneşten yanarken birden yağmur dökülüverir, öyle de oldu. Bayağı güzel dört mevsimlik bir gün yaşadık. Bu yazıyı okuyan Zümrüt ne der; "Ben yok muyum?, bensiz gittiniz he" :) Affet  Zümrüt, seneye hep seninleyiz :)
Emine' ye de sesleniyorum, bu fotoğrafları birazda senin için koydum. Durmadan Trabzon'dan kareler istiyordun, al sana Ayasofya Müzesi, hasret gider :)
Başka bir tarihi mekanda görüşmek dileğiyle...

Bookmark and Share

20 Temmuz 2010 Salı

Çok duygusuzum ağlayamıyorum...

Genelde insanlar sinemaya gittiğinde film duygusalsa mümkün mertebe gözler kızarır ya da ağlamaklı olur. Bizde  birkaç yıl önce 120 filmine gittik ben dahil 4 kız, film bitti bizim kızların gözleri kıpkırmızı ağlamışlar... Ağlanmayacak gibi değildi. Ama bir bende göz yaşı yok ne de gözde kızarma.

Ne kadar duygusuzsun Zeynep ya, hatta biri şöyle dedi;
" D_ _ _ _  gibisin" (hadi boşlukları doldurun)
- Annnaaa... Aşk olsun ya öyle miyim, ben ağlamam ya ne yapayım...
Malum ben zamanla yemişim birkaç kelime duygusuz, suratsız (Öyle demelerine bakmayın neşeli biriyimdir de işte duygusal anlarda gözden yaş gelmezse) .

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Bütün KPSS kitaplarını yakmalı!!!

Bir sınav daha geçti. Herkese geçmiş olsun diyorum, böyle dediğimde de evet bayağı geçti bize sınav cevabı geliyor ki bunu bende diyorum. Geçmiş oldu :) Cumartesi ilk oturum geçen yıla oranla bana  biraz kolay geldi, yani çok memur alınacağından bu ilk oturumu kolay yaptılar diye düşündük. Ama aynı şey malesef öğretmen adayları için geçerli değildi. Bu ilk oturum kolaysa ikinci oturum zor olacaktı ve öyle oldu da. Açıkcası ben bu yıl YL ve yurtdışı olayından dolayı KPSS' ye çalışamadım. Ama gene de girmeyi düşündüm. Belki de artık ÖSYM' nin sınavlarına girmek alışkanlık olduğundan mıdır bilinmez. Ya da hala da gelecekle ilgili bir güvence olmayışından...

1 Temmuz 2010 Perşembe

Çamlıca Çocuk

Çamlıca Basım Yayın, okul öncesi çocuk eğitimiyle ilgili kitaplarını yayınladı. Herbirinin güzel kitaplar olduğuna inanıyorum. Çocuklarınız için sipariş verebilirsiniz.
Birkaç ay önce çizimini yaptığım 'Dikkat ve Zekâ Becerileri' kitabı yayınlandı.Gerçekten güzel bir duygu ve açıkcası bu konuda iyi bir deneyim oldu benim için. Özellikle çocuklara yönelik çalışmalar ayrıntıları indirgenmiş ve daha sade çizimler olması gerekiyor. Bunu ne kadar gerçekleştirdim , bilmiyorum dersem yalan olur. Açıkcası ayrıntılı çizmeye alışkın biri olarak sanat yönetmenin istediği şeyi çok fazla verememiş olabilirim (insan kendini de eleştirebilmeli yani). Velhasıl gerekli düzenlemeler ve kapak tasarımının da yapılmasıyla kitap yayınlandı. Vatana, millete, çocuklarımıza hayırlı olsun :) Ayrıca kitap yazarlarının ( Abdullah Özbek,Bilal Gezer,Tunahan Çoşkun), sanat yönetmeni Osman Turhan , koordinatörler ve grafiker Sedat Yazılıtaş' ın da emeklerine sağlık. Umarım birçok çocuğumuza faydalı olur. (Okul öncesi olduğundan içerik tümüyle görsellerden oluşmaktadır)
Çamlıca Çocuk kitaplarının büyük çoğunluğunu (güzel eğitim setleri, boyama kitapları ) resimleyen yakın dostum Emine Atik' i de burdan tebrik ediyorum, ellerine sağlık canım.İnanılmaz heyecanlı ve mutlu olduğunu biliyorum. Diğer çalışmalarında başarılar dilerim. Yolun açık olsun!
Bookmark and Share
Related Posts with Thumbnails